*charles haklıydı, insanların çoğu bir iş başlarının üstünde bir çatı ve pazar günleri dinlenerek geçirecekleri birkaç saatle yetiniyorlardı; huzurlu oldukları için mutluydular, yaşadıkları için değil. komşuları acı çekerse çeksin önemli değildi, yeter ki onlar evlerinde huzur içinde yaşasınlardı; gözlerini kapamayı kötü şeyler olmuyormuş gibi davranmaya yeğliyorlardı. alçak olduklarından değildi. bazıları için hayatın kendisi bile fazlasıyla ürkütücüydü.
*bir Arap'ı kurtarmak için kendisi aç kalmaktan kaçınmayan rahibin, bir Yahudi'yi kurtararak ona hala inanılacak bir şeylerin var olduğunu gösteren bir Arap'ın, kendi sırasını beklerken ölüm döşeğindeki bir Arap'ı kollarının arasına alan bir Yahudi'nin; tüm o olağanüstü anlarıyla insanların dünyasının hikayesi bu.
*hayır, inan bana bu hikaye hiç de düşünüldüğü gibi gerçekleşmedi. korku geceni, gündüzünü kaplayıp her yanını sardığında, yaşamaya, bir şeyler yapmaya devam etmek, baharın yeniden geleceğine inanmak yürek ister. yalnızca on altı yaşındaysan, başkasının özgürlüğü için ölmek zordur.
*bu sabah hapishaneye getirildi, yüzü gözü kan içindeydi, vücudu tamamen şişmişti. şimdi revirde. kaburgalarını ve çenesini kırmışlar, alnını yarmışlar, olağan şeyler yani.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder