Neden bu kadar karıştık düğüm olduk çözülemedik
Nasıl bu kadar savaşıp gururdan taraf olduk
Neden bu kadar yarıştık başkalarının yarışında
Neden sevgilim biz duramadık aşkın arkasında
Sende benim kadar eğer hasar alsaydın
Böyle kolay gidemezdin kıyamazdın
Sende benim kadar eğer yara alsaydın
Böyle kolay silemezdin kıyamazdın
Yazık ki aşk bitmek üzere
Gözümüze baka baka gitmek üzere
İçimizi yaka yaka sönmek üzere
Bi daha da yanmaz ayrılıyoruz bile bile
Neden bu kadar yarıştık başkalarının yarışında
Neden sevgilim biz duramadık aşkın arkasında
Sende benim kadar eğer yara alsaydın
Böyle kolay silemezdin kıyamazdın
Yazık ki aşk bitmek üzere
Gözümüze baka baka gitmek üzere
İçimizi yaka yaka sönmek üzere
Bi daha da yanmaz ayrılıyoruz bile bile
30 Eylül 2010 Perşembe
26 Eylül 2010 Pazar
aspidistra
*sonuçta hepimiz aynı yolun yolcusuyuz. memento mori.
*"mesele işte bu, elinde olmadan gözyaşlarıyla dolan gözler, nargile tüttürerek darağacını düşlemektir."
*yoksulluğun kötü yanı buydu işte -o hiç bitmeyen şey- yalnızlık.
*hiçbir zengin, kendisini yoksul göstermeyi başaramaz; çünkü para, tıpkı cinayet gibi onu ele verir.
*Oo, yalnızca Marx söyleyince anlıyorsun! haftada iki papel gelirle sürünmenin ne anlama geldiğini bilmiyorsun. sorun, güçlük sorunu değil - güçlük kadar basit bir şey değil. mesela durumun sinsi, pis, sefil acımasızlığı. haftalar boyu yalnız yaşıyorsun, çünkü paran olmadı mı dostun da yok. kendine yazar diyorsun, hiçbir şey üretmiyorsun, çünkü her seferinde yazamayacak kadar yorgun ve bitkinsin. berbat, dünyadışı, dünyaaltı bir yerde yaşamak bir bakıma. bir çeşit tinsel lağım.
*yoksulluğun herkese sizin üstünüze basma hakkı verdiğini anlatır! nasıl herkesin senin ayağının altında ezmeyi istediğini vurgular.
*kadınlar böyleyken sosyalizm ya da herhangi başka bir izmden söz etmek ne büyük bir yozluk! kadının istediği tek şey paradır; ona alınacak bir ev, iki bebek, drage marka ev eşyası ve aspidistra denen bir zambak türü. akıllarının alabileceği tek günah, parayı kapmayı istememek. hiçbir kadın bir erkeği geliri dışında bir nitelikle değerlendirmez. kendi kendine böyle söylemez, böyle düşündüğünü bilmez. ne hoş bir adam, der, ama aslında bol parası var demektir.
*kötüleşmek, söylendiği kadar kolay değildi. bazen kurtuluşun seni av köpeği gibi kapar.
*kim söylemişti, anımsamıyorum ama, çağdaş dünya sadece azizlerle alçak ruhların yaşayabileceği bir yerdi.
*bilselerdi de umurlarında mı olacaktı? doğmak, evlenmek, doğurmak, çalışmak ve ölmekle meşguldü hepsi.
*hayır, hayır! sözünde dur. ya teslim ol ya olma!
*vicisti, o aspidistra!
*"mesele işte bu, elinde olmadan gözyaşlarıyla dolan gözler, nargile tüttürerek darağacını düşlemektir."
*yoksulluğun kötü yanı buydu işte -o hiç bitmeyen şey- yalnızlık.
*hiçbir zengin, kendisini yoksul göstermeyi başaramaz; çünkü para, tıpkı cinayet gibi onu ele verir.
*Oo, yalnızca Marx söyleyince anlıyorsun! haftada iki papel gelirle sürünmenin ne anlama geldiğini bilmiyorsun. sorun, güçlük sorunu değil - güçlük kadar basit bir şey değil. mesela durumun sinsi, pis, sefil acımasızlığı. haftalar boyu yalnız yaşıyorsun, çünkü paran olmadı mı dostun da yok. kendine yazar diyorsun, hiçbir şey üretmiyorsun, çünkü her seferinde yazamayacak kadar yorgun ve bitkinsin. berbat, dünyadışı, dünyaaltı bir yerde yaşamak bir bakıma. bir çeşit tinsel lağım.
*yoksulluğun herkese sizin üstünüze basma hakkı verdiğini anlatır! nasıl herkesin senin ayağının altında ezmeyi istediğini vurgular.
*kadınlar böyleyken sosyalizm ya da herhangi başka bir izmden söz etmek ne büyük bir yozluk! kadının istediği tek şey paradır; ona alınacak bir ev, iki bebek, drage marka ev eşyası ve aspidistra denen bir zambak türü. akıllarının alabileceği tek günah, parayı kapmayı istememek. hiçbir kadın bir erkeği geliri dışında bir nitelikle değerlendirmez. kendi kendine böyle söylemez, böyle düşündüğünü bilmez. ne hoş bir adam, der, ama aslında bol parası var demektir.
*kötüleşmek, söylendiği kadar kolay değildi. bazen kurtuluşun seni av köpeği gibi kapar.
*kim söylemişti, anımsamıyorum ama, çağdaş dünya sadece azizlerle alçak ruhların yaşayabileceği bir yerdi.
*bilselerdi de umurlarında mı olacaktı? doğmak, evlenmek, doğurmak, çalışmak ve ölmekle meşguldü hepsi.
*hayır, hayır! sözünde dur. ya teslim ol ya olma!
*vicisti, o aspidistra!
özgürlük için
*charles haklıydı, insanların çoğu bir iş başlarının üstünde bir çatı ve pazar günleri dinlenerek geçirecekleri birkaç saatle yetiniyorlardı; huzurlu oldukları için mutluydular, yaşadıkları için değil. komşuları acı çekerse çeksin önemli değildi, yeter ki onlar evlerinde huzur içinde yaşasınlardı; gözlerini kapamayı kötü şeyler olmuyormuş gibi davranmaya yeğliyorlardı. alçak olduklarından değildi. bazıları için hayatın kendisi bile fazlasıyla ürkütücüydü.
*bir Arap'ı kurtarmak için kendisi aç kalmaktan kaçınmayan rahibin, bir Yahudi'yi kurtararak ona hala inanılacak bir şeylerin var olduğunu gösteren bir Arap'ın, kendi sırasını beklerken ölüm döşeğindeki bir Arap'ı kollarının arasına alan bir Yahudi'nin; tüm o olağanüstü anlarıyla insanların dünyasının hikayesi bu.
*hayır, inan bana bu hikaye hiç de düşünüldüğü gibi gerçekleşmedi. korku geceni, gündüzünü kaplayıp her yanını sardığında, yaşamaya, bir şeyler yapmaya devam etmek, baharın yeniden geleceğine inanmak yürek ister. yalnızca on altı yaşındaysan, başkasının özgürlüğü için ölmek zordur.
*bu sabah hapishaneye getirildi, yüzü gözü kan içindeydi, vücudu tamamen şişmişti. şimdi revirde. kaburgalarını ve çenesini kırmışlar, alnını yarmışlar, olağan şeyler yani.
*bir Arap'ı kurtarmak için kendisi aç kalmaktan kaçınmayan rahibin, bir Yahudi'yi kurtararak ona hala inanılacak bir şeylerin var olduğunu gösteren bir Arap'ın, kendi sırasını beklerken ölüm döşeğindeki bir Arap'ı kollarının arasına alan bir Yahudi'nin; tüm o olağanüstü anlarıyla insanların dünyasının hikayesi bu.
*hayır, inan bana bu hikaye hiç de düşünüldüğü gibi gerçekleşmedi. korku geceni, gündüzünü kaplayıp her yanını sardığında, yaşamaya, bir şeyler yapmaya devam etmek, baharın yeniden geleceğine inanmak yürek ister. yalnızca on altı yaşındaysan, başkasının özgürlüğü için ölmek zordur.
*bu sabah hapishaneye getirildi, yüzü gözü kan içindeydi, vücudu tamamen şişmişti. şimdi revirde. kaburgalarını ve çenesini kırmışlar, alnını yarmışlar, olağan şeyler yani.
24 Eylül 2010 Cuma
dostlar arasında sevdiğim birinin beni aslında sevmediğini duyduğumda
hissettiğim sadece beslediğim sevginin onurlu şekliyle devamı
eksiltemez benden başkası içimdeki sevgiyi
o yüzden hep en çok kendimden korktum
vicdanın beni sana bağladı
sevmediğim huyların da vardı
en sevmediğim çekip gitmen
ve gittikten sonra
en çok duyduğum soruyu senden bekleyip asla duymayışım
nasılsın?
anneciğimin de sevmediğim huyları vardı
ama annemdi
hiç düşünmedim onu sevmemeyi
sen bu duyguma miras
sadece yoksun diye vazgeçemem
uyandığımız sabahlarda uyuduğumuz gecelerde
hiç aklımıza gelmedi
olmazdı zannederdik
gittin..
beraber inandık
yalnız yanıldım
ölesiye sevmiştik
öylesine sevmişsin..
hissettiğim sadece beslediğim sevginin onurlu şekliyle devamı
eksiltemez benden başkası içimdeki sevgiyi
o yüzden hep en çok kendimden korktum
vicdanın beni sana bağladı
sevmediğim huyların da vardı
en sevmediğim çekip gitmen
ve gittikten sonra
en çok duyduğum soruyu senden bekleyip asla duymayışım
nasılsın?
anneciğimin de sevmediğim huyları vardı
ama annemdi
hiç düşünmedim onu sevmemeyi
sen bu duyguma miras
sadece yoksun diye vazgeçemem
uyandığımız sabahlarda uyuduğumuz gecelerde
hiç aklımıza gelmedi
olmazdı zannederdik
gittin..
beraber inandık
yalnız yanıldım
ölesiye sevmiştik
öylesine sevmişsin..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)