gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
onlardan kalbime sevda geçmiyor
ben yordum ruhumu biraz da sen yor
çünkü bence şimdi herkes gibisin
yolunu beklerken daha dün gece
kaçıyorum bugün senden gizlice
kalbime baktım da işte iyice
anladım ki sen de herkes gibisin
büsbütün unuttum seni eminim
maziye karıştı şimdi yeminim
kalbimde senin için yok bile kinim
bence sen de şimdi herkes gibisin
nazım hikmet ran
(1918), yaz, kadıköy
28 Şubat 2010 Pazar
20 Şubat 2010 Cumartesi
turgut uyar
ilaç milaç bok püsür
şuramda bir şeyler var
sahiden bir şeyler var
haykırmadan anlatamam...
*
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
*
sibernetik
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
şuramda bir şeyler var
sahiden bir şeyler var
haykırmadan anlatamam...
*
göğe bakma durağı
ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım
falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım
senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım
*
sibernetik
üç kere üç dokuz eder
bilirsin
birin karesi birdir
kare kökü de
bilirsin
"mutlu aşk yoktur"
bilirsin
ama baharda ya da dışarda
sonsuz göğün altında
aşkın aşkla çarpımı
nedendir bilinmez
garip bir biçimde
hep sonsuzdur
8 Şubat 2010 Pazartesi
anlayan el sallasın, bana merhaba der gibi; beden gitmeye teşne, hayat kal der gibi...
Ama insan yanılabiliyor hele ki ben yanılmak konusunda oldukça profesyonelleşebiliyorum.
past is history, future is mystery, today is a gift. that's why we call it as present.
yani hani mesela zannediyorsun ki bi yoldan birisi gelecek. boş, uzun bi yol. devamlı ona bakıyorsun. sonra hiç kimse gelmiyor...
an, mekan, kadın, adam, müzik, üst baş, sınıf, ırk, gözler, koku hepsinin "açısının denk gelmesi" ne aşk denir.
anlamı da şu: gülleri herhangi bir yere yayan ya da dizen kişi. e gül de bir çiçek adı. bülbülün sevgilisi olarak isim yaptı oradan hatırlarsın.
"orospuluk, bir tavır sanatıdır." murathan mungan
Herşey bir sokak çocuğunun elini cebine sokabildiği kadar boş. Öznesi olmayan cümleler gibi değersiz. Ve senin "N'aber" soruna "iyilik" dediğim kadar yalan...
çok büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlıklar vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız.
en büyük devrim aşktır oğlum. bütün devrimler aşk ile başlar, bütün devrimler aşka yol açmak içindir. gerisi faso fiso.
Ama insan yanılabiliyor hele ki ben yanılmak konusunda oldukça profesyonelleşebiliyorum.
past is history, future is mystery, today is a gift. that's why we call it as present.
yani hani mesela zannediyorsun ki bi yoldan birisi gelecek. boş, uzun bi yol. devamlı ona bakıyorsun. sonra hiç kimse gelmiyor...
an, mekan, kadın, adam, müzik, üst baş, sınıf, ırk, gözler, koku hepsinin "açısının denk gelmesi" ne aşk denir.
anlamı da şu: gülleri herhangi bir yere yayan ya da dizen kişi. e gül de bir çiçek adı. bülbülün sevgilisi olarak isim yaptı oradan hatırlarsın.
"orospuluk, bir tavır sanatıdır." murathan mungan
Herşey bir sokak çocuğunun elini cebine sokabildiği kadar boş. Öznesi olmayan cümleler gibi değersiz. Ve senin "N'aber" soruna "iyilik" dediğim kadar yalan...
çok büyük bir uzaklık, çok fazla olanaksızlıklar vardı sizinle aramızda; aynı oyunu oynamıştık ancak siz hala canlıydınız.
en büyük devrim aşktır oğlum. bütün devrimler aşk ile başlar, bütün devrimler aşka yol açmak içindir. gerisi faso fiso.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)