20 Mayıs 2010 Perşembe

çöplük

-bakın, leyla'nın bastığı yerlerden çıkan ses, bu hayatta ve dünyada kalmak için direnenlerin, yok edilemeyenlerin sesiydi. her acı dünyanın yerine geçer ve her kedere yeni bir evren gerekir.

-söylediği gibi faşizm kötülükle ilgili bir şeydi, kötülüğün sıradanlaşmasıydı ve martıyla bir insan arasında bile bu türden bir ilişki kurulabilirdi. bir ötekinin olması yeterliydi. kötülüğe koşullananlar güçlü, iktidar sahibi insanlardı.

-sokaktakiler, çöplüktekiler, düşkünler kaçıyorlardır. kaçan kurtulmak istemez.

-bir ülkeye yeni bir kral atadığında, eski kraliçe sürgüne gönderilir.

-zaman yalnız yaşayan insanlar içindi. yaşamak için hayatta olmak, hayatta kalmak yetmezdi.

-tarih, insanlık, evlerin içi, sokaklar, ruhların karanlık yüzlerini görseniz bile inanmayacağınız şeyleri saklarlar.

-yıldız, akira vesilesiyle aşkın, o insana düşkünlüğümüzün, herkesi dışlamak olduğunu öğrenmişti. onu paramparça etmeden akira'nın aşkını sökmenin çaresi yoktu.

-hayatta her şeyin mükafattan çok cezası vardır.

-dünyayı döndüren, toplumları dağıtan o en büyük duyguların özü, sıradan günlük hayatın içindedir. kötülük sıradandır. kimilerine göre insan ruhunun bu tür incelikleri yazılmaya değmez. ee derler, sen ne anlattın bize? onlar bin insan ruhunun bir araya gelip yıktığı bir evreni okumak isterler. oysa içlerinden birisi bütün dünyadır, hayattır.

-zevk ve acı aynı ananın evlatları gibi değiller midir? yoksa böyle bir ilişkiyi kabullenmek, zevk ve acı kaynağının bir olduğunu yani, sapkınlık değil mi?

-"leyla mı?" derlerdi, "hangi leyla?" sokaklar insanın hafızasını silip süpürürdü. her gün yeni bir gün olurdu. gerçekten yeni bir gün. siz temiz hayat çocuklarının yeni günlerine benzemeyecek cinsten, gıcır gıcır yeni günler vaat ederdi sokaktaki hayat evsizlere. geçmişi olmayan hayatlar.

-"geçmiş kırılan bir aynadır. bozulmuş zaman parçasıdır. bitmiştir" botwinnik

-bir insanı sevebilmek için sırlarına vakıf olmak gerekir. leyla yerin dibinde kendine yeni bir amaç belirliyor: kafa koparan'ın bugününü değil, geçmişini istiyor. o anlatmalı, leyla bilmeli. çöplük, kama, doktor başka bir dünyada kalıyorlar. unuttunuz mu, her acı bu dünyayı terkettirir. leyla, yanındaki adamı sevmek, bu cehennemin dibine alışmak zorunda.

-şahsi dertlerimiz değil, şahsi dertlerimizi gözler önünde yaşadığımız toplum bizi bu ine kapanmaya zorladı. kötünün karşısında kötülükle durabileceğimizi yukardakilerden öğrendik.

-düşkün ruhlar böyle sevmezler mi? onların hayatları, hislerini reddedenlerin yerine yerleştirip sevdikleri dublörlerle geçmez mi?

-hepimizin içinde, toplumda, kurulmamış bir zemberek olabilir mi? marifetli bir el, kötü ve kanlı bir el bu zembereği kurmayı başarır ve kötülük saatleri işlemeye başlar. kendiniz için kötü olursunuz: adam öldürürsünüz, sokaklara düşersiniz, delirirsiniz, pis işlere girersiniz. toplum için kötülük saatleri işleyebilir: doğru karar veremez, faşistlerin peşine takılır, hayal görür, katliam yapar. bütün bunları yapanlar herkes gibidirler. biz de onlar gibiyizdir. şimdi yıldız'ın kafasındaki soruya tercüman olursak: 'bilgi, inanç, aile, çevre, toplum, genlerimiz, din... bizi kötülükten ne korur?' cevabını elinde olmadan seslice veriyor yıldız: 'belki de hiçbir şey'

-kimse ne kadar kötü olabileceğini bilemez, bunu bilmeden yaşar, yıldız gibi işte.

-nerede ne olacağı bellidir, nasıl olacağı yoruma bağlı olarak değişir.

-"yaşadıklarımız geçici dünyadan resimlerdir. her şeyin geçmiş olacağını bilen bir bilge gibi durmalı hayatta. o zaman daha az acı çekersin."

-söylesenize, bay thomas aynı dönemde yaşasa, yahudi çocuklarını kesip biçebilir miydi bu doktor? insanların ahlak mekanizmasını, vicdanını bozan toplum mudur yoksa bu mekanizma kendi kendine dönerken kişisel dertlerle mi dağılır?

-"geçmişimiz de gelecek gibi muammadır."

-haritada yan yana dizilmiş, bir savaşın, kan gölüne dönmüş bir ülkenin etrafını saran ve sessiz kalan insanlığın tiyatrosu yapılsa işte böyle olurdu.