"Sence aşk diye bir şey var mı baba?"
Yine güldü babam. Seviyordum onu gülerken görmeyi. ''Ne o kerata? Yoksa Hatice Ablana mı yaktın abayı'' Diyorum ya, çok uyanıktır peder. Kime çekmişse?
Böyle durumlarda genellikle yaptığım gibi inkara yeltenmedim. Ben de gülümsedim. ''Bu da geçer,'' diye mırıldandım. O zaman kahkahayı patlattı babam. ''Ne yani?'' diye çıkıştım. ''Geçmez mi? Aşk hiç bitmez mi? Dahası aşk diye bir şey var mı?'' Ben konuştukça kahkaha üstüne kahkaha atıyordu babam. Baktım hoşuna gidiyor, devam ettim: ''Bir baba olarak söyle evladına Aşk var mıdır yok mudur, boş mudur dolu mudur, ne kokar, ne boktur?''
Gülmesi biraz dinince, ''Tanrı gibi düşün,'' dedi babam, ki böyle bir yanıtı hiç beklemiyordum. ''İnanıyorsan var olup olmaması pek önemli değildir. Ayrıca en büyük inkarcının da en inançlının da içinde bir nebze kuşku vardır. Ve elbette ki, aşk da Tanrı da ölümsüzdür."
Alper Canıgüz
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder