5 Ağustos 2010 Perşembe

piç

-öğleden sonra üç, günü yirmi dört saate bölmüş olanların torunlarının iş hayatlarında en verimli oldukları zaman dilimidir. başkalarının banka hesaplarında tutsak duran paraların kendi ceplerinde özgürlük bulacağını düşünenlerin, sattıkları ürünün vazgeçilmezliğine karşılarındakini inandırmak için kelime haznelerinin sınırlarını zorladıkları bir saattir. ama eğer bir terasta yaşıyor ve herhangi bir çıkar karşılığında çalışmanın ne olduğunu bilmiyor ya da hatırlamıyorsanız öğleden sonra üç, sadece öğleden sonra üçtür. pahalı saatler takan insanların zamanları değerlidir. ama bir terasta yaşıyor ve saati sokaktaki yabancılardan öğreniyorsanız, zaman size sonsuzmuş gibi gelir. ve ekonomi, bilim haline gelmeden önce de var olan bir kurala göre bolluk, değersizliği getirir.

-kadınlar piçlerle tanışırlar. sorumsuzluklarına ve hayatın işlevsel alanlarının dışındaki uzmanlıklarına hayran kalırlar. geçmişin, geleceğin, hatıraların ve ideallerin konuşulmadığı masalarda uzun uzun tarif edilerek hazırlatılan kokteyller içerler. bir sonraki iş gününde erişilmesi gereken verimlilik kotaları olmadığı için uzun uzun sevişilen yataklarda uyurlar. ve sabah, kadınlar piçlere aşık uyanırlar. doğru kişi tarafından çaldırılmasını bekledikleri telefonların yakınlarında sinirlenirler. aile ve dostlarıyla ayarladıkları tanışma randevularına tek taraflı iştiraklerden ötürü özür dilerler. sorumsuzluğun her türlü içten duyguya karşı duyarsızlığı da içerdiğini düşündükleri gecelerde ağlayarak uyurlar. ve sabah kadınlar piçlerden nefret ederek uyanırlar.

-var olmayan bir ülkenin var olmayan asilleri gibi yaşayarak bir kez kullandıklarını bir daha kullanmazlar, çünkü kaybederler.

-insanın kendisine çektirdiği acıya azap denir. teknik adı vicdan azabıdır. bugüne kadar binlerce hayalet hikayesi duymuşsunuzdur. işte bunların başlangıcı da bu vicdan azabıdır. dünya üzerinde hayalet gördüğünü iddia eden ilk insan, yaşarken canını yaktığı dostunu öldükten sonra o kadar çok düşünmüş ve kendine o kadar kızmıştır ki, yıllardır tanıdığı bir yüzü, bedeni evinin odalarında uçuşurken görmeye başlamıştır. sonra bu olayın üstüne binlerce yıl binmiş ve insanlar her yerde hayaletler görmeye başlamıştır. oysa hayalet dediğin şey, yaşarken kazık attığın insanlar öldükten sonra duyduğun vicdan azabının sana oynadığı bir tiyatrodur. vicdan azabı öyle bir hikayedir ki, aynı hayaletler gibi adamı korkudan öldürür.

-içindeki pişmanlığın sadece bir paket sigarayı içme süresine yetecek kadar olduğunu anladığı bir vicdanı vardı. hakan'ın kötülüğünün türkçe'si, hayat boyu pişman olmayacak kadar yoğun ve kısa süren vicdan azapları çekmesiydi. bu azaplar o kadar ağırdı ki, sadece birkaç saat sürüyordu. üç saatlik bir yağmurun içine üç saniye dolu yağması gibi, on yıllar süren insan hayatındaki birkaç saatin de hiçbir değeri yoktu. aslında kötülerin de iyilerden farkı yok. sadece onlar pişman olurlarken daha hızlı davranıyorlar ve yeni günahlar işlemek için sokağa çıktıklarında vicdan azaplarını gözyaşı bastırmış evlerinde bırakıyorlardı. oysa iyilerin evlerini gözyaşı basana kadar bir ömür geçiyordu. onun dışında bir farkları yoktu. kötüler, iyileri kısa ve uzun vadeli vicdan azapları, sessiz ve gürültülü pişmanlıklar. hakan hepsini ve kendisini anladı. anlayacak bir şey kalmayınca da uyudu.

-hakan "biliyor musun barbaros, bazen ne düşünüyorum? yaşamaya büyük bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum. yani nasıl yaşanması gerektiğini çok iyi biliyorum. iyi hayat nasıl geçirilir, çok iyi biliyorum. ama ilgimi çekmiyor. yani yaşamaya büyük bir yeteneğim var ama ilgimi çekmiyor"

-medeniyet duvarla başlar. duvar örmek çeşitli amaçlar taşır. bu amaçların ilki ayırmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. daha sonra amaçlar içeride ya da dışarıda bırakmaktır: insanları, hayvanları, bitkileri ve şeyleri. duvarları örülür ve iki cephelerinde hayatlar gelişir. duvarsız bir dünya günümüz insanı için cehennemdir. medeni insanın ruhsal dengesini sonsuza dek kaybetmesine elektrik, kanalizasyon ya da iletişim sistemlerinin çökmesi değil, duvarların yıkılması neden olacaktır. bu yüzden duvar ustalığı kapitalist anlamda ilk gerçek meslektir. var olan en kalabalık, yarı gizli, güç dayanışması eksenli örgütün bu meslekten esinlenerek kendini vaftiz etmiş olması bir tesadüf değildir. çünkü duvar, sıradan insanın tek garantisidir. savunulması gereken ilk siperdir. dünya üzerindeki mevcut düzenin devamı duvarların ayakta kalmasına bağlıdır. elleri alçılı duvar ustalarından elleri paralı bankacılara kadar, duvarlar dünya nüfusunu gölgelerinde gizler. ancak duvarın hangi tarafında olunduğuysa, hayat tarzını belirler. geceyi sokakta geçirenlerse duvarların, dolayısıyla medeniyetin dışındadır. çöp torbalarıyla aynı kaldırımda uyuyanlar duvarları delmek isteyenlerdir. asla yıkmanın değil ancak sadece geçebilecekleri kadar bir delik açmanın peşinde olan organik matkaplardır. çünkü ister sao paulo'nun gecekondularında, ister koumbala'nın ormanında, isterse de malaga'nın sahilinde yaşasın, her insanın bir duvara ihtiyacı vardır. bu ihtiyacın devamı ise pencerelerdir. duvarın diğer tarafındakileri izlemek için inşa edilmiş saydam duvarlar.

-dünya üzerinde sağır, dilsiz, kör, sakat piç yoktur. çünkü piç olmak için sağlıklı gözlere sahip olup görmemek, sağlıklı kulaklara sahip olup duymamak, sağlıklı bir bedene sahip olup yaşamamak gerekir. sadece mükemmel insan adayları piçe dönüşebilir. çünkü çok mutsuz sonların birinci şartı çok mutlu başlangıçlardır.

-"bir matematik probleminin çözümüne benziyor. bir performans gösterisi gibi. 'bakın yüz kelimeyle neler anlatabiliyorum' demekten ibaret bir görgüsüzlük. yeteneğini, soytarılar gibi sergileyen insanları çok salak buluyorum. oysa gerçek yetenek insanlara gitmez, insanlar ona gelir. o durumda, sen yazmazsan da, insanlar yüz kelimeyle bir başyapıt yaratabileceğini bilirler. yoksa sirklerde iki elleriyle aynı anda resimler yapan palyaçolardan farkın kalmaz." ( barbaros)

-piç olmanın doğuştan gelen tek şartı herhangi bir alanda üstün yetenek sahibi olmak ve o alana ilgi duymamaktır. boğuşarak ve ter dökerek sınırlı yetenekleriyle günümüz dünyasını ve insanlık tarihini inşa etmiş olanların yanında piçler sınırsız yeteneklerini harcayanlardır. hırstan yoksun üstün yetenekli piçlerle, yeteneksiz ancak ihtiraslı insanların aynı havayı soluyan, aynı türdeki hayvanlar olduklarına inanmak çok zordur. ancak dünya öyle bir oyun bahçesidir ki, herkes yasalar önünde eşit ve bir vatandaşlık numarası sahibidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder